INSTAGRAM SAYFAMIZI TAKİP EDEBİLİRSİNİZ INSTAGRAM

Psikodinamik Terapi Nasıl Bir Tekniktir?

Psikodinamik terapi; kökeni Sigmund Freud’a dayanan, daha sonra Carl Gustav Jung, Melanie Klein ve modern kuramcılarla gelişen bir terapi yaklaşımıdır.

Temel varsayımı şudur: ‘Bugünkü duygularımızın, ilişki kalıplarımızın ve tekrar eden sorunlarımızın kökeni çoğu zaman bilinçdışı süreçlerde ve erken yaşam deneyimlerinde saklıdır’.

Bu terapi yüzeydeki semptomla yetinmez. “Ne oluyor?” sorusundan çok,“Bu neden hep sana oluyor?” sorusuna odaklanır.

Psikodinamik terapi özellikle şu durumlarda etkilidir:

İlişki problemleri ve tekrar eden ilişki kalıpları, Bağlanma sorunları, Depresyon ve kaygı bozuklukları, Travmatik yaşantılar, Kimlik ve özgüven problemleri, Kişilik örüntüleri, Anlam arayışı ve içsel boşluk hissi

Kişi çoğu zaman “aynı senaryoyu” farklı kişilerle tekrar ettiğini fark eder. İşte psikodinamik terapi tam bu döngüyü anlamlandırır.

Psikodinamik Terapinin Diğer Terapi Türlerinden Farkı Nedir?

 Bilişsel Davranışçı Terapi daha çok şimdiye ve düşünce kalıplarına odaklanırken; psikodinamik terapi: Geçmiş yaşantıların bugünkü etkisini inceler, Savunma mekanizmalarını fark ettirir, Aktarım ve karşı aktarımı çalışır, Bilinçdışı çatışmaları görünür kılar.

Yani sadece “düşünceni değiştir” demez. “Bu düşünce senin içinde nasıl oluştu?” diye sorar. Semptomu bastırmak yerine, kök nedeni çalıştığı için değişim daha derin ve sürdürülebilirdir.

Psikodinamik Terapinin Faydaları Nelerdir?

Psikodinamik terapi sürecinde kişi: Kendini daha net tanımaya başlar, Tekrarlayan davranış kalıplarını fark eder, Duygularını düzenlemeyi öğrenir, Daha sağlıklı sınırlar koyabilir, İlişkilerinde daha bilinçli seçimler yapar.

En önemlisi; Kişi Kendi hikâyesinin farkında olur.

Psikodinamik terapi, cesaret ister. Çünkü yüzeyin altına inmeyi gerektirir. Ama gerçek dönüşüm de tam olarak orada başlar. 

PSİKOTERAPİ – EMDR’NİN KULLANIMI

Genellikle travma odaklı terapi yaklaşımı olarak bilenen EMDR, 1987’de Francine Shapiro tarafından bulunmuş ve geliştirilmiş olan bir tedavi tekniğidir. EMDR (Eye Movements Desensitization and Reprocessing), “Göz Hareketleri ile Sistematik Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşlemleme” diye tercüme edilebilir. İlk yıllarda, ani şekilde gelişen ve tek bir olaydan (kaza, tecavüz, işkence, doğal afet gibi) kaynaklanan travma ve sonrasında gelişen travma sonrası stres bozukluğu vakalarında uygulanmış ancak etkinlik alanı yıllar içinde oldukça artmıştır.

Uygulama, çeşitli aşamalardan oluşmaktadır. Bu aşamalar, travma anısını işlemekle başlar, yeni tutum ve davranışların yerleştirilmesi ile sonlanır. İyileşme için bilginin yeniden işlenmesi gereklidir. Bu modele göre ağır stres oluşturan travma yaşantısı karşısında, kişi karmaşa içine düşer ve yaşantı kişiyi parçalanmış gibi hissettirdiği gibi, kendi içinde de bütünleşmeyi engeller. Travma anısı ile ilgili tüm olumsuz duygular bir arada, kişiye yoğun sıkıntı yaşatır. Anı ile bağlantılı olumsuz düşünce ve inançlar işlenemeden kalırlar. Dolayısıyla travma tedavisinde travma anının yeniden ortaya çıkarılıp işlenmesi gerekmektedir. Bunu yapmak için EMDR tekniğinden faydalanılır. Olağan koşullarda deneyim ve yaşantılarımız zihnin bilgi sistemine katılır. Yaşadığımız şeye anlam verip sözlere dökebiliriz. Ancak ağır stres oluşturan travma yaşantısı bilgi işleme sürecinde zayıflık ve bozulmalara yol açar.

Travmayı anlamlandırmak, söze dökmek, diğer yaşantıların anılarına katmak imkânsızlaşır. Böylece anı, işlenemeden kalır ve duygu, düşünce veya benzer yaşantılar yoluyla da uyarılabilir halde olur. Bu özellik, travma sonrası stres bozukluğundaki artmış uyarılmışlık, bellek bozuklukları ve irritabilite gibi belirtilerin kaynağı olarak görülmektedir. EMDR’de göz hareketlerinin, beyindeki corpuscallosum yoluyla yeni yaşantıya dair bilgiyi sağ hemisferden sol hemisfere aktardığı düşünülmektedir. Bu yolla yaşantı söze dökme ve anlamlandırma mümkün hale gelir. Çünkü sol hemisfer yaşantıya mesafe kazanmayı, sözlere dökebilmeyi, hikayeleştirebilmeyi ve anlamlandırmayı sağlar. Psikoterapide değişim ve iyileşmeyi getiren kişinin farkındalığındaki artıştır. EMDR tekniğinin kullanımında farkındalığı sağlayan da ağırlıklı olarak olumsuz kognisyonların gerçekçi ve sağlıklı kognisyonlara doğru değişimidir. Çünkü bir geçmiş anının kişiyi hala olumsuz etkiliyor olmasının nedeni, bu geçmiş olayla ilgili, şimdi hala geçerli olan bir olumsuz düşünceyi koruyor olmasıdır. EMDR tekniği bu düşünceyi en net şekliyle keşfetmeyi ve yerine sağlıklı/gerçekçi alternatifini koymayı amaçlar.

EMDR’ın psikoterapi sürecinde kullanılması

Sekiz aşamalı olarak uygulanan bu çalışmanın başlangıcında öykü alınır ve EMDR için hedefler saptanır. Rahatsız edici bir olay, konu, duygu veya anı EMDR çalışması için hedef olabilir. Ardından olumsuz inançların saptanması gelir. İkinci aşama olarak tavsiye edilen, “güvenli yer” çalışması yapmaktır. Bu çalışma, kişinin rahat ve olumlu duygular hissetmesini sağlayan bir imgedir. Bu çalışmanın iki önemli işlevi vardır: Çalışma sürecinde rahatsızlık hissinin danışanın tolere edemeyeceği kadar artması durumunda mola vermeyi sağlamasına ek olarak tamamlanmamış bir seansı rahatsız edici duygularla sonlandırmamayı sağlar.

Değerlendirme aşaması, hedef anı üzerinde yapılan saptamalardır. Danışanın hedef anı olarak çalışmayı seçtiği konuyu temsilen zihninde belli bir sahne oluşturması ile başlar. Örneğin geçirdiği bir trafik kazasını çalışmak isteyen birinin seçtiği sahne, trafik kazası anısının en rahatsız edici anı olmalıdır. Ardından, bu sahnenin kişide ne kadar sıkıntı uyandırdığı saptanır. Kişiden, bu sıkıntıyı 0’dan 10’a kadar derecelendirmesi istenir. Hedef olarak seçilen imgeye duyarsızlaşma çalışması sonucunda rahatsızlık derecesinin 0-1 olması beklenir. Sıkıntı uyandıran duygunun ne olduğu ve bu sahneyi düşündüğünde herhangi bir somatik belirti fark edip fark etmediği araştırılır. Sahneyi zihninde canlandırdığı sırada kendisi ile ilgili en olumsuz ne düşündüğü (örneğin “tehlikedeyim”) ve çalışmanın sonunda sahneye duyarsızlaşabildiğin! ifade edecek hedef olumlu düşüncesinin ne olabileceği sorulur (örneğin “güvendeyim”). Pozitif kognisyonun inanılırlık ölçüsü ise 1 ‘den 7’ye kadar derecelendirilir. Hedef olarak seçilen imgeye duyarsızlaşmanın gerçekleştiğinin bir göstergesi de pozitif kognisyonu 6-7 derecesinde inanılır buluyor olmasıdır.

Dördüncü aşama,  göz hareketlerinin uygulandığı aşamadır. Bu yapılırken kişiden zihnindeki sahneye odaklanması, neler hissettiğine ve beden duyumlarına dikkat etmesi istenir. Uygulama sırasında özellikle herhangi bir şey düşünmeye veya kurmaya veya hatırlamaya çalışmamalıdır. Süreç tıpkı REM uykusundaki göz hareketleri gibi kendiliğinden işler. Zihin imgeyi ve bağlantılı tüm duygu, düşünce ve beden duyumlarını kişinin yönlendirmesi olmadan işlemeye başlar. Beşinci ve altıncı aşamalar tarama ve pozitif kognisyonu yerleştirmedir. Bedende hedef imge ile ilgili rahatsızlık veren belirli duyumlar varsa onlar saptanır ve tamamen ortadan kalkıncaya kadar göz hareketleri devam eder. Bu tamamlandığında ve rahatsızlık düzeyi 0-1 ve pozitif kognisyonun inanılırlık düzeyi 6-7 olduğunda, göz hareketleri orijinal imge ile pozitif kognisyonu bağlama için uygulanır. Öyle ki amaç imgenin zihinde artık pozitif kognisyon ile birlikte canlanmasıdır.

EMDR başka hangi alanlarda işe yarar? Yıllar içinde kompleks travma başta olmak üzere diğer kaygı bozukluklarında, kişilik bozuklukları, duygudurum bozuklukları, cinsel işlev bozuklukları, bağımlılıklar, yeme bozuklukları, ağrı tedavisi, öfke kontrolü gibi alanlarda da çalışmalar yapılmaktadır. Her bir alan için ayrı çalışma protokolleri oluşturulmakta ve eğitimlerde atölye çalışmalarında aktarılmaktadır.

AİLE TERAPİSİ, ÇİFT TERAPİSİ ve EVLİLİK TERAPİSİ

“Aile Terapisi” terimi iki anlamda kullanılmaktadır: 1. Bireydeki psikolojik bir problemin veya psikiyatrik bozukluğun oluşumunu anlamak ve tedavisini yürütmekte kullanılan yöntemleri ifade eder. Bireyin sorununu çözmek için ailedeki ilişkilerin dinamiklerinin anlaşılması ve düzeltilmesi amaçlanır. 2. Aile üyeleri arasındaki ilişkilerde yaşanan çatışma ve problemlerin ele alındığı ve düzeltilmeye çalışıldığı terapilerdir. “ÇİFT / EVLİLİK TERAPİLERİ” de bu amaçla yapılan terapilerin içinde yer alır. Aile tedavilerinde tüm aile sisteminin üzerinde durulur, evlilik tedavilerinde ise yalnızca çiftin arasındaki ilişkiler ele alınır.

Aile terapisi terapistin aile bireylerini bir araya toplayıp onlara bir takım tavsiye ve nasihatlerde bulunduğu veya aile üyelerinin toplu olarak katıldığı oturumlarda sorunların konuşulması ile sınırlı bir süreç değildir. Aile terapisi insan sorunlarının nasıl oluştuğu ve nasıl aşılabileceğine dair temel varsayımları olan ve bu varsayımlara dayalı müdahale teknikleri kullanılan bir yaklaşım tarzıdır. Birbirine benzer ve farklı varsayım ve teknikleri içeren birden fazla aile terapisi yöntemi vardır. Aile ve evlilik terapisi alanında çok sayıda ekol olmakla birlikte tüm ekollerin ortak noktası, aile ile birey arasındaki ve etkileşimleri ele almalarıdır. Terapide daha çok aile üyelerinin veya eşlerin arasındaki iletişim sürecine odaklanılır. Aile tedavisi yaklaşımında terapi, bireysel ve grup terapilerinin birlikte kullanıldığı çeşitli tekniklerle sürdürülür.

Aile Terapisinin Kullanım Alanları

Hemen her tür psikiyatrik bozuklukta, örneğin “Psikoz’lar”, “Psikosomatik rahatsızlıklar”, “Alkol-madde kullanımı”, “Çocuklarda duygusal bozukluklar veya davranış bozukluklarında veya “Aile içi ilişki sorunlarında” kullanılabilir. Özellikle kronik psikiyatrik bozuklularda aileler, hastalıkla ve hastalığın ailedeki bozucu etkisi ile baş etmede yoğun bir çaresizlik yaşamaktadır. Aile terapisi sayesinde; hastalık ile birlikte yaşamayı öğrenme ya da ortaya çıkan sorunlara yeni çözümler bularak yeni bir dengenin kurulmasıyla bireyin iyileşmesi ve ailede de işleyişin devamı sağlanır.

Çift/Evlilik Terapilerinde İzlenen Yol

Çiftlerin başvurma nedenleri ne olursa olsun, sorunu çözmeye başlamadan önce evlilikleri tüm yönleriyle, birlikte ve ayrı görüşmeler yapılarak değerlendirilir. Değerlendirme sürecinde, her iki taraftan da sorunu kendi gördüğü açıdan tanımlaması istenir. Her birinin çözüm konusundaki öneri ve düşünceleri alınır ve terapiden beklentileri belirlenir. Bu süreçte, eşlerin kişilik özelliklerinin evliliğe yansımasını anlamak için her ikisine de bazı psikometrik testler ve evlilikteki sorunları ve şiddetini belirlemede bazı ölçekler uygulanır. n Birleşik seanslarda eşlerin birbiriyle iletişim tarzı ve aralarında nasıl bir etkileşim olduğu gözlenir, birbirlerine söylediklerinin aynı anlamlarda işitilip işitilmediğine bakılır. n Evlilik terapisi; bir anlamda iletişimi öğrenmektir. Problem çözme becerileri kazandırır ve karşısındakini incitmeden nasıl tartışabileceğini eşlere öğreterek ilişkinin yeniden kurulmasına yardım eder.

Terapinin Süresi

Yaşanan problemin türüne, yoğunluğuna ve çiftin / ailenin yaşamını nasıl etkilediğine ve ailede sorunların çözüm hızına göre değişebilir. Görüşme sayısı gelişmelere göre belirlenir. Başlangıçta genel olarak haftada bir veya iki olarak başlanan seanslar; ilerleme sağlandıkça değişimin kişilerin kendi gayretleri ile de sürdüğünden emin olmak için aralıklar açılarak ve sonlara doğru seyreltilerek terapi sonlandırılır.

Cinsel Terapi nedir ?

Cinsel terapi; bireylerin ya da çiftlerin yaşadığı cinsel işlev bozuklukları, performans kaygısı, isteksizlik, erken boşalma, sertleşme sorunları, vajinismus, orgazm güçlüğü ve cinsellikle ilgili suçluluk, utanç ya da travmatik deneyimlerin çalışıldığı yapılandırılmış bir psikoterapi sürecidir. Bu terapi yalnızca “performansı” değil, kişinin beden algısını, ilişki dinamiklerini, iletişim biçimini ve bilinçdışı çatışmalarını da ele alır; böylece kaygıyı azaltır, cinsel özgüveni artırır, partnerler arası iletişimi güçlendirir ve daha doyumlu, sağlıklı ve güvenli bir cinsel yaşamın gelişmesine katkı sağlar.

Cinsel terapi; bireylerin ya da çiftlerin yaşadığı cinsel işlev bozuklukları, performans kaygısı, isteksizlik, erken boşalma, sertleşme sorunları, vajinismus, orgazm güçlüğü ve cinsellikle ilgili suçluluk, utanç ya da travmatik deneyimlerin çalışıldığı yapılandırılmış bir psikoterapi sürecidir. Bu terapi yalnızca “performansı” değil, kişinin beden algısını, ilişki dinamiklerini, iletişim biçimini ve bilinçdışı çatışmalarını da ele alır; böylece kaygıyı azaltır, cinsel özgüveni artırır, partnerler arası iletişimi güçlendirir ve daha doyumlu, sağlıklı ve güvenli bir cinsel yaşamın gelişmesine katkı sağlar.

Cinsel terapinin sıklığı ve süresi, yaşanan sorunun türüne ve çiftin/bireyin ihtiyaçlarına göre değişir. Genellikle haftada 2-3 seans şeklinde başlanır; bazı durumlarda 1 veya iki haftada bir devam edilebilir. Kişiye göre değişir bu ortalama bir bilgidir ancak Vajinismus, erken boşalma ya da performans kaygısı gibi yapılandırılmış sorunlarda süreç daha kısa sürebilir; ilişki dinamikleri, travmatik yaşantılar veya eşlik eden psikolojik problemler varsa terapi daha uzun devam edebilir. Seanslar genellikle 40–45 dakika sürer ve düzenli katılım, verilen ev ödevlerinin uygulanması ve partner iş birliği sürecin etkinliğini belirleyen en önemli faktörlerdir.

İMKÂNLARIMIZ

Psikoterapiler: Amaç, eksiklikleri ve kayıpları ortadan kaldırma, duygusal destek sağlama, yaşam olaylarına yönelik uygulanabilir bilgi ve beceri kazandırma, uyumsuz davranışların yerine uyumlu davranışların konmasıdır. Psikodinamik terapi, EMDR, aile terapisi, evlilik ve çift terapisi, cinsel terapi, oyun terapisi ve  hipnoterapi yöntemleridir.

Aile Bilgilendirme Eğitimleri: Bağımlılık ve diğer tüm kronik ruhsal hastalıklar sadece bireyi değil tüm aileyi etkilemektedir. Dolayısıyla tedavide kişi ile birlikte ailenin de değişimi hedeflenmektedir. Bu sebeple hem ailelerin hastalık hakkında bilgilenmeleri, hem de hastalık semptomlarını yaşayan bireyi destekleyecek uygun davranış ve tutumları öğrenmeleri için eğitimler düzenlenmektedir.

Psikolojik Test Ölçme & Değerlendirme

Davranış, kişilik, zeka testi, nöropsikolojiktestler ve bilişsel stillerini değerlendirme ile ölçülmektedir. Davranış türleri, bilişsel beceriler, motivasyon vb. gibi psikolojik karakteristik özellikleri ölçmeye yaramaktadır. Psikometri kelimenin tam anlamıyla psikolojik ölçme demektir. Değerlendirme araçları pek çok farklı karakteristik özelliği ölçmek için kullanılır.