INSTAGRAM SAYFAMIZI TAKİP EDEBİLİRSİNİZ INSTAGRAM

PSİKOTERAPİ NEDİR?

Yanlış İnanış

Yakın arkadaşlarla ya da akrabalarla konuşmak gibi bir sohbet şeklidir.

Psikoterapi ‘de Asıl Amaç

Psikoterapide asıl amaç rahatlatmak, neşelendirmek, hak vermek değildir. Beraberce üzülmek ya da kişinin üretemediği bir çözümü bulup ona empoze etmek de değildir. Psikoterapi ortamı, kişinin kendini tanıması ve kendi çözümlerine ulaşabilmede gerekli psikolojik zeminin oluşturulmaya çalışıldığı bir ortaklıktır. Gerçek Olan Psikoterapi; bu konuda gereken eğitimi almış bir Klinik Psikolog ( Psikoterapist) /Psikiyatr ile “psikiyatrik hastalık/psikolojik temelli” sorunlarının çözümü için kendisine başvuran danışan, hasta, çift, aile ve gruplar arasında gerçekleşen “tedavi amaçlı iş birliği-iletişim” sürecidir.

Psikoterapide “belirli bir teori ya da paradigmaya dayanan, planlanmış bir tedavi yaklaşımı” vardır ve psikoterapist bu yaklaşımın eğitimini almış bir uzmandır. Bu özelliğiyle psikoterapi; diğer “danışmanlık, destek, koçluk, kişisel gelişim vb.” süreçlerden ayrılır. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki öğrenme ile beyinde kalıcı değişiklikler oluşmaktadır. Psikoterapi de bir tür öğrenme sürecidir. İlaç tedavisi ve psikoterapi birbirini yerine geçmez, bunlar birbirini tamamlayan ve güçlendiren tedavilerdir.

Psikoterapi birçok hastalığın tedavisinde tedavi planının çok önemli bir parçasıdır. Psikoterapi belirli bir süreçte tekrarlayan görüşmeler gerektirdiği için ilk bakışta külfetli bir uygulama gibi gözükse de gerçekte kalıcı tedavi ve değişim sağlar ayrıca fazladan ilaç kullanımını engeller. Ayrıca hastalığın nüks etmesini de önler. Dolayısı ile uzun dönemde sağlık harcamalarını azaltır ve her şeyden önemlisi kişinin yaşam kalitesini arttırır.

Psikoterapi; sorunun niteliğine göre bireysel, çift/evlilik terapisi, aile terapisi, ya da grup terapisi şeklinde uygulanabilir. Psikoterapi tekniklerinin çoğu yöntem olarak “karşılıklı konuşarak” iletişimi kullanır. Bazı psikoterapi türlerinde ise, karşılıklı konuşmanın yanı sıra iletişimde araç olarak sanat terapisi, yazmak, çizim, drama (rol yaparak, kurgulanan belli kişiyi/nesneyi canlandırma) ya da müzik kullanılabilir. Çocuk alanında örneğin; oyun terapisi, kum terapisi, masal terapisi, çizim, drama sıklıkla kullanılan tekniklerdir.

Tüm psikoterapi tekniklerinin ortak yönü; bir teoriye dayalı ve amaca yönelik olarak yapılandırılmış olmalarıdır. Ve hepsinde amaç; bireyin kendini gözlemleme kapasitesini ve kendine ilişkin farkındalığını artırmak, sorunlarının kaynağında ya da devamında kendi rolünü görmesini ve çözüm için gerekli zihinsel ve davranış değişikliklerini gerçekleştirebilmesini sağlamaktır. Psikoterapistin görevi: Psikoterapi ortamı biraz da denizciliğe benzer. Hayat denize, kişinin hayatta kapladığını varsaydığı yer gemiye, kişi kaptana, terapist ise kılavuz kaptana benzetilebilir. Kişi kendi hayat gemisini kullanmakla yükümlüdür çünkü kaptan odur ve sorumluluk ona aittir. Ancak gemisini kullandığı alanda başka gemiler ve hayat denizinde fırtınalar, girdaplar ve su altında göremeyeceği çıkıntılar olabilir. Burada devreye kılavuz kaptan yardımı yani terapist girer. Kişinin hayat denizinde gemisini minimum risklerle güvenli denizlere ulaştırmasında kılavuzluk yapar. Özellikle bu yönüyle, hayat dümenine yeni geçmiş olan çocuk ve gençlerde uygulanan terapilerin tedavide büyük önemi vardır.

 İLK ADIM: Psikoterapiye gitmenin utanılacak bir şey olmadığı artık tüm dünyada, gelişmiş toplumlarca bilinmektedir. Pek çok başarılı kişinin ardında psikolojik danışmanlar vardır. Kişinin kendindeki eksiklikleri ya da kendisini zorlayan süreçleri bilip hareket etmeyi istemesi son derece akıllıca bir seçimdir. Kendini çözümlemek, çözümlemeyi istemek ve bu kararı alıp, kararın arkasında durmak ilk adımdır.

Psikoterapist Ne İster?

Gelen danışanın terapi süreci bittiğinde; ilaç tedavisi de sonlandıysa, yeniden bir psikiyatrik tedaviye gereksinim duymaması için gerekli psikolojik zemine ulaşmış olmasını, doktora, ilaca ya da psikoloğa bağımlı kalmamasını ister.

“PSİKOTERAPİ, BİREYSEL ÖZGÜRLÜĞE GİDİŞ İÇİN SAĞLIKLI BİR SEÇİMDİR. YENİDEN RAHATSIZLANMAMAK İÇİN YAPILMASI GEREKENLERİN ÖĞRENİLDİĞİ BİR SÜREÇTİR.”

Psikoterapi Süreci Nasıl İşler?

Detaylı bir bilgi alınması için öncelikle Klinik Psikolog ile danışan arasında güvenin oluşması esastır. Bu ilişki bir seansta oluşabileceği gibi doğası gereği beklenenden uzun zaman da alabilir. Psikoterapi yalan üzerine inşa edilemez, bu zarar verir. Karşılıklı olarak her iki tarafın da bir diğerine güvenmesi şarttır. Klinik Psikolog, danışanın sorun alanlarını kayda geçirir. Gerekli testleri uygulayarak kişilik yapısını da belirledikten sonra uygun psikoterapi yöntemini seçer ve bunu danışanla paylaşır. Terapinin hedefleri ve buna ulaşmak için gereken süre konusunda ortak fikir oluşturulur. Terapilerde önemli olan sürekliliktir. Terapi hiçbir şekilde yarım bırakılmamalıdır. Terapinin sonlandırılma zamanı terapist ile birlikte kararlaştırılmalı, başlangıçta belirlenen hedefe ulaşılıp ulaşılmadığı etraflıca değerlendirilmelidir.

Eğer kişi terapisti tarafından anlaşılmadığını, yanlış anlaşıldığını ya da kendisine uygun olmayan bir yöntem kullanıldığı için terapinin işe yaramadığını düşünüyorsa terapiyi yarım bırakmak yerine çekinmeden bu durumu terapisti ile paylaşmalıdır. Danışan bu duygusunu dile getirdiğinde terapist aldığı eğitim gereği konuyu kişiselleştirmez ve onu yargılamaz, tam tersine daha çok anlamaya ve yardımcı olmaya çalışır. Terapi seanslarına, terapist-danışan ilişkisinin dışından kaynaklanan duygusal aktarımlar söz konusu olabilir. Terapist bunun eğitimini aldığı için ortaya çıkan aktarımların çözümlenmesini sağlayacak adımları atacaktır. Terapi yöntemi ya da terapist değişikliği gerekiyorsa terapist ve danışan buna konuşarak birlikte karar verebilirler.

Tüm bunlara rağmen olumsuz bir etkileşim durumu nedeniyle kişi seanslara devam etmek istemiyorsa terapist değiştirme hakkına sahiptir. Burada önemli olan bu duygunun terapist ile paylaşılması ve konunun öncelikle seansta konuşulmasıdır. Bu değerlendirmenin ardından seçim hakkı kişinin kendisine bırakılır. Yetişkinler ile yapılan terapilerde özel bilgiler hiçbir şart altında, danışanın izni olmadan aile bireylerine ya da yakınlarına aktarılamaz. Gizlilik ve özele saygı önceliklidir. Aile, okul, sosyal çevre gibi dış unsurları kullanmak gerektiğinde bu süreç gelen kişinin yaşı, eğitimi ve konumuna bağlı olarak şekillendirilir.

Çocuk ve gençlerde bu sayılanlar terapiye uygun şekilde dahil edilebilir. Yetişkinlerde de duruma göre, danışanın da isteği ve onayı dahilin de yakın çevresindeki kişiler terapiye dahil edilebilir.  Terapi seans süreleri azalıp artabilir. Bu uygulamanın nedenleri tedavinin şekline göre danışana bilgi olarak verilir ve onayı alınır.

Psikoterapi ile İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar

Çocuğumun terapiden sonra bizimle arası bozuldu? Bu terapiler işe yaramıyor mu? Psikoterapiler, kişinin hayatta yaşadığı sorunlar üzerinde farklı bakış açıları geliştirme becerisi kazandırmayı hedefler. Değişim sürecinde kişinin, alışkın olunan tepkilerin dışında tepki vermesi çevresi tarafından olumsuz algılanabilir. Bu durum değişimin bir parçasıdır ve iyileşme işaretlerinden biridir. “Benim yakınım iyileşti. Artık terapiye ihtiyacı yok.” Kişinin yaşadığı sorunları artık yaşamıyor olması tekrar yaşamayacağı anlamına gelmez. Değişim zamanla olur. Bu sebeple var olan iyilik halinin devam etmesi için kişinin belli bir süre psikoterapilere devam etmesi gerekir. “Benim bir sorunum yok, tek sorun o” Kişinin çevresiyle sorunları ele alırken, problemin sadece bir kişiden kaynaklandığını düşünmek en büyük hatalardan biridir.

İlişkilerde yaşanan sorunlar karşılıklı davranış ve tutumlardan kaynaklanır. Bu sebeple, var olan sorunlara ”ötekinin”/”hastanın” değil, o sorunu yaşayan herkesin sorunu olarak bakılması ve herkesin ‘’kendisinde yapacağı değişikliğe odaklanması” gerekir. Tüm aile üyelerinin var olan sorunla ilgili “Benim bu sorundaki payım nedir?” sorusu üzerine odaklanması iyileşme ve değişimi de hızlandıracaktır.

“Sizin çocuğunuz var mı?”,

“Çocuğu olmayan biri çocuklarımla ilgili sorunlarımı nasıl anlar ki?”,

“Evli misiniz?”,

“Evli değilseniz ilişkilerin ne kadar zor olduğunu bilemezsiniz.”,

“Benim hastalığımı siz yaşamadınız, bilemezsiniz?”

Seansta, kişinin anlaşılma ihtiyacından kaynaklanan bu ve benzeri sorular sıklıkla sorulmaktadır. Danışanların, sadece benzer sorunlar yaşayan kişilerin kendilerini anlayabileceğini ve kendisine yardım edebileceğini düşünmesi alışkın olunan bir durumdur. Ancak tıpkı diğer sağlık alanlarında olduğu gibi ruh sağlığı uzmanları da o sorunu yaşamamasına rağmen anlama ve uygun çözüm yolları bulmakta yardımcı olma konusunda eğitim almışlardır. Her uzman, kişinin sorunu nasıl yaşadığı ve durumu nasıl bir sorun olarak algıladığı üzerinden uygun tedaviyi bulur ve uygular. Bir aydır terapiye geliyoruz. Bir değişim olmadı. Benim hastam hiç iyileşmeyecek mi? Değişim zaman isteyen bir süreçtir. Kişinin değişim konusundaki motivasyonu ve tedavi ekibiyle kurduğu iş birliği değişimin hızını belirleyen faktörlerdendir. Psikiyatrik şikâyetlerin giderilmesi ve kişinin istenen hedeflere ulaşması için, kişinin düzenli olarak terapilere devam etmesi gerekmektedir.

Terapilerde Kullanılan Farklı Teknikler

Psikoterapide genel amaç; yanlış, çatışan, çelişki, uygunsuz davranış ve alışkanlıkların düzeltilmesi, işlevselliği ketleyici özelliklerinin giderilmesidir. Bu amaçla farklı bilimsel teorilere dayalı terapi ekolleri çerçevesinde kullanılan çok sayıda farklı teknik vardır.  Psikoterapide kullanılan değişik teknikler arasında öncelikli olarak Psikodinamik Terapi, EMDR, Bağımlılık terapisi, Aile terapisi, Evlilik ve Çift terapisi, Cinsel Terapi, Şema Terapi ve  Hipnoterapi sayılabilir. Bu teknikler yeterli eğitim almış terapistler tarafından uygulanmalıdır. Aksi halde yanlış kullanım ve danışanın zarar görmesi söz konusu olabilir.

Psikoterapiler bireye odaklı olabileceği gibi destekleyici enstrümanlar kullanılarak da yapılmaktadır. Bazı terapi yaklaşımları somut unsurlar içerir ve çok uzun sürmemesi hedeflenir. Bazılarında ise süreç daha uzundur. Kişinin yaşı, eğitimi, şikayetiyle bağlantılı olarak terapist tarafından uygun terapi yöntemi seçilir. Bazı terapi biçimlerinde amaçlanan; bireyin kendisi, çevresi, geleceği, var olma algısı, diğer insanları algılamalarına dair geliştirdiği yanlış algılarına dayalı inanç sistemlerini değiştirmek, uygun hale getirmektir. Tedavi sürecinde yanlış inançları ile ilgili farkındalık artırılarak kişinin bunları değiştirmek için bilinçli çaba sarf etmesi sağlanmaya çalışılır.

Çocuklarda kullanılan terapi yaklaşımları ise  “oyun terapisi, masal terapisi ve kum terapisi”dir. Duygu ve düşüncelerini sözel olarak ifade edemeyen çocuklarda tedavi ortamında bir iletişim ve sağaltım aracı olarak kullanılır.